Türkçe   العربية
+90 274 212 12 12 info@filistinder.org.tr
Kategoriler
Kurumsal
Haberler
Projelerimiz
Makaleler
Bağış
Foto Galeri
Video Galeri
İletişim
Netenyahunun kazanma nedenleri
Filistinli gazeteci ve yazar. Kudüs Üniversitesi’nde siyaset bilimi alanında yüksek lisans öğrenimi gördü. Gazze Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yaptı. Bazı Arap gazete ve dergilerinde araştırma ve makaleleri yayınlandı. Birçok İsrailli araştırmacı ve edebiyatçının çalışmalarını Arapçaya çevirdi. Naami'nin, ‘İsrail’de Asker ve Basın’ (Şuruk Yayınları, Kahire, 2005) başlıklı bir de kitabı bulunuyor.

İsrail'deki seçimlerde Netanyahu’nun partisi Likud 30, merkez sol Siyonist Birlik 24, Birleşik Arap Koalisyonu 13 sandalye kazandı. [Fotoğraf: AP] YAZAR HAKKINDA Salih Naami Binyamin Netanyahu liderliğindeki İsrail sağının geçen Salı günü yapılan erken seçimleri kazanması, siyasi bir deprem olarak nitelenebilir. Netanyahu’nun zaferi sadece tüm tahminleri altüst ettiği için değil, aynı zamanda İsrail tarihinde bir benzeri yaşanmadığı için (güvenlik, medya, kültür ve sanat çevreleri bir başbakanı başarısız kılmak için organize ve kapsamlı bir çaba içinde birleşti) sürpriz ve dramatik oldu. Bu çevreler seçim arifesinde Netanyahu’ya karşı birlik de oluşturmuşlardı. Bu muteber çevreler Netanyahu’ya karşı (normal şartlarda onun Siyonist oluşumun liderliğini sürdürme hakkını çekip alacak) uzun bir liste hâlinde suçlamalarda bulundular. Hatta, ‘büyük askerî başarılara imza atan’ isimler olarak görülen ordu ve istihbarat komutanları Netanyahu karşıtı kampanyada temel rol oynadı. Yüzlerce emekli general, İsrail istihbarat organları ‘Şabak’ ve ‘Mossad’da görev yapmış çok sayıda eski komutan, İsrail kamuoyunu Netanyahu’nun iktidarda kalmasının ‘risklerine’ dair bilinçlendirme ve onun liderliğindeki hükümeti ‘İsrail’in ulusal güvenliği için doğrudan tehlike’ olarak gösterme amaçlı kampanyalar örgütledi. “Netanyahu’nun rahat ve etkili bir propaganda stratejisi izlediği söylenebilir. Netanyahu kendisine yöneltilen suçlamaları (çoğunluğunu çürütmenin zor olduğunu bildiği için) yalanlamaktan kaçındı. Bunun yerine suçlamaları yapanlar üzerinde kuşku oluşturmayı seçti.” Salih Naami İş, Filistinlilere ve Araplara karşı işlediği kabarık suç listesi sebebiyle 'İsrail’in kahramanı' olarak nitelenen eski Mossad Başkanı Meir Dagan’a kadar uzandı. Dagan, Tel Aviv’de düzenlenen bir festivalde İsrail kamuoyunu kendi ifadesiyle ‘Netanyahu’ya Siyonist projeyi bitirme fırsatı vermemelerine’ ikna etmeye çalışarak hüngür hüngür ağladı. Netanyahu’yu neyle suçluyorlar? Muhalefet ve sözü edilen çevreler, Netanyahu’yu İsrail’i sarsan sorunlarla mücadele edebilecek liderlik vasıflarından yoksun olmakla suçladılar, tüm amacının kendi siyasi geleceğini ve başbakanlığını garantiye almak olduğunu öne sürdüler. Gazze savaşındaki başarısızlığın ve Hamas hükümetini ‘caydırmakta’ aciz kalmasının sorumluluğu Netanyahu’ya yüklendi. Bu suçlamanın sağdaki ortakları ve özellikle de Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman tarafından yapıldığı biliniyor. Lieberman, Netanyahu’yu İran'ın nükleer projesinin büyük oranda artmasının doğrudan sorumlusu olmakla suçladı. Geçmişte Netanyahu ile çalışmış güvenlik çevreleri bu adamın iktidarının son altı yılı boyunca İran'ın nükleer projesinin beş kat büyüdüğünü iddia ettiler. Dahası Netanyahu İsrail’in ana müttefiki ABD ile ilk kez bu boyutta yaşanan krizin de sorumlusu görüldü. Netanyahu gibi Likud Partisi lideri olan eski başbakanlardan İzak Şamir’in Washington ile ilişkileri tahrip etmekle suçlanmasının ardından 1992 seçimlerinde başarısız olduğu biliniyor. Bunların yanında medya, Netanyahu’nun ailesiyle ilgili yolsuzluk iddialarını gündeme getirdi (özellikle eşi Sara’nın resmî konut için tahsis edilen kamu parasıyla ilgili dolaplar çevirdiği iddia edildi). Ayrıca eşinin hükümet işlerine müdahale ettiğine dair kanıtlar sunuldu. Gazeteci Ben Caspit, Netanyahu’nun sınır ötesinde gerçekleştirilen gizli operasyonların sonuçlarını incelemesi için evine gelen istihbarat komutanlarıyla görüşmeleri sırasında eşinin de bulunmasına izin verdiğini ortaya çıkardı. Buradan hareketle muhalefetin ve elit çevrelerin yükselttiği tek slogan ‘Netanyahu’ya hayır’ idi. Yani seçimlerde Netanyahu’nun iktidarda kalması dışında çıkacak her sonucun İsrail’in lehinde olacağını söylediler. Niçin Netanyahu kazandı? Bütün tahminlerin aksine ve kendisine karşı yoğun kampanyalara rağmen Netanyahu, en basit ifade ile İsrail toplumu sağa kaydığı için kazandı. Bu yönelme toplumun önemli kesimlerinin Netanyahu’nun kendini adadığı propaganda çizgisini kabul etmesini sağladı. Netanyahu, kendilerini "48 Filistinlileri" olarak adlandıran İsrail vatandaşı Arapların sol hükümete destek vermesi üzerinde durdu ve bazı Arap çevreleri seçmenleri yoğun şekilde oylamaya katılmaya sevk etmek için büyük paralar akıtmakla suçladı. İsrail kamuoyunu tahrik eden ırkçı dürtülerin farkında olan Netanyahu, bu dürtüleri zekice ve yoğun şekilde kullandı. Yahudi kamuoyuna ‘Uyanın! Araplar (48 Filistinlilerini kastediyor) volkan gibi seçim sandıklarına akın edecekler. Arapların desteğiyle Kudüs’ten taviz verecek ve bu ülkedeki ulusal hakkımızdan feragat edecek bir sol hükümetin kurulması için düşürülmemi kabul edecek misiniz?’ diye sesleniyordu. Netanyahu, Filistin Yönetimi'nden bazı yetkililerin yaptığı ve Siyonist solun kazanması yönündeki eğilimlerini dile getirdikleri açıklamaları da kullandı ve ‘Filistinlilere hizmet edenlerin Yahudilere hizmet edemeyeceğini’ belirterek Yahudi çoğunluğun hislerini okşayan ırkçı bir söylem geliştirdi. İsrailli saygın gazeteci Yossi Melman, sürpriz seçim sonuçlarının açıklanmasından birkaç saat sonra Twitter hesabından ‘İsrail toplumunun sadece sağ yönetimi onaylayacağını kabul etmek gerekir’ diye yazarak bu durumu özetledi. Netanyahu, İran nükleer dosyası konusunda ABD yönetimiyle yaşadığı anlaşmazlığı da rakipleriyle mücadelede kârlı bir koza dönüştürdü. Şöyle ki, Netanyahu’nun yakın çevresi birçok kez Obama’nın Netanyahu’nun kazanma şansını kırmak için bu krizi çıkardığını iddia ettiler. Netanyahu’nun ekibi, Demokrat Parti'yle ilişkili Amerikalı zengin Yahudileri, İsrail’deki rakiplerinin seçim kampanyalarına mali destek vermekle suçladı. “İsrail kamuoyu Likud hükümetlerinin performansından hoşnut olmasa da başbakanlık için Netanyahu’dan daha iyi bir alternatif görmedi.” Salih Naami Netanyahu’nun aynı zamanda rahat ve etkili bir propaganda stratejisi izlediği söylenebilir. Netanyahu kendisine yöneltilen suçlamaları (çoğunluğunu çürütmenin zor olduğunu bildiği için) yalanlamaktan kaçındı. Ancak bunun yerine suçlamaları yapanlar üzerinde kuşku oluşturmayı seçti ve onları İsrail’in düşmanlarıyla işbirliği yapan ‘beşinci tabur’ olarak göstermekte başarılı oldu. Diğer yandan seçimlerden önceki tüm anketlerin Likud’a karşı Siyonist Birliği ilk sırada gösterdiği doğru; ancak bu anketler aynı zamanda İsrail kamuoyunun çoğunluğunun Netanyahu’yu başbakanlık için en yetkin isim olarak gördüğünü ortaya koydu. Yani İsrail kamuoyu Likud hükümetlerinin performansından hoşnut olmasa da başbakanlık için Netanyahu’dan daha iyi bir alternatif görmedi. Ayrıca İsrail kamuoyunun sağcı ve solcu Siyonist partiler arasındaki ideolojik farklılıkların aşındığı gerçeğini gördüğü de dikkatlerden kaçmamalı. İsrail kamuoyu İşçi Partisi ile ortağı Tzipi Livni’nin başkanlığını yaptığı Hareket Partisi'nin Netanyahu’nun başbakanlığındaki hükümetlere katıldıklarını ve bu iki partinin kendi tutumlarını Netanyahu’nun tutumuyla uyumlu kılmakta tereddüt etmediklerini iyi hatırlıyor. Hatta kamuoyu, iki parti liderinin de Netanyahu hükümetine uluslararası meşruiyet sağladıklarını da biliyor. Sağın kazanmasını, askerlerin ve subayların yoğun biçimde kendi partilerine oy vermesine bağlayamayız. Zira orduda (zorunlu ve daimî askerî hizmet altındaki) askerler ve subaylar genelde sağa oy verirler. Son yayınlanan bir İsrail araştırması da savaş birliklerindeki subay ve askerlerin sağa oy vermek için daha istekli olduğunu vurguluyor. Dördüncü döneminde Netanyahu Netanyahu’nun sürpriz başarısı, dördüncü döneminin ilk yılında acilen ele alması gereken ağır dosyaları çözebileceği anlamına gelmez. Bu dosyalardan bazılarını sunmaya çalışacağız: Washington’la ilişkiler ve İran nükleer dosyası: Netanyahu, Obama yönetimi ile uzlaşmaya çalışacaktır. Obama’ya meydan okuma ısrarı ve Kongre'deki tartışmalı konuşması, seçim arifesinde siyasi kazanımlar elde etmeyi amaçlıyordu. Netanyahu, İran’ın nükleer programıyla ilgili olası bir anlaşmanın kırmızı çizgileri etrafında yeni uzlaşmalara gitmeye çalışacaktır. ABD yönetiminin Cumhuriyetçileri kendisine karşı seferber etmesi sebebiyle Netanyahu’ya öfkeli olmasına rağmen bu adamın Washington’un hesaplarının aksine seçimleri kazanması, Obama’ya onunla çalışmak dışında bir manevra alanı bırakmamaktadır. Özellikle de Netanyahu’nun Kongrede'ki Cumhuriyetçi çoğunluk üzerindeki (ABD yönetiminin çalışma gücünü işlemez kılabilecek) etkisinin görülmesi sonrası… Netanyahu, İran nükleer programı konusundaki nihai anlaşmanın ancak Cumhuriyetçi olmasını umut ettiği gelecek ABD başkanı döneminde yapılması gibi sıkı şartlar doğrultusunda geçici bir anlaşmayı kabul edebilir. Zira Cumhuriyetçi yeni başkan bu dosyayla ilgili olarak ortak tutum sergileme şansını arttırır. Gazze ve Filistin direnişine yönelik tutum: Tüm göstergeler genel hatlarıyla Netanyahu’nun Gazze’deki direnişe yönelik tutumunu temel alan küçük sağcı bir hükümet kuracağını gösteriyor. Hükümet programının bu meseleyi ihmal etmesi mümkün değil. Zira İsrail içinde Netanyahu'nun Gazze savaşının hedeflerini gerçekleştirmekte başarısız olduğu yönünde genel bir kanaat bulunuyor. Ekonomi Bakanı Naftali Bennett’in başkanlığını yaptığı Yahudi Evi ve Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman’ın liderliğindeki Evimiz İsrail partilerinin çalışma programının gelecek bir savaşta Gazze’deki Hamas hükümetine son verilmesini içermesi için baskı yapacağı varsayılabilir. Bennett ve Lieberman bunu açıkça dile getiriyorlar ancak Netanyahu, Hamas hükümetinin düşmesinin Gazze Şeridi'nin yeniden işgali ve uzun süre orada kalınması anlamına geleceğinin farkında. Bu da böyle bir adımın askerî, siyasi ve ekonomik bağlamda çok maliyetli olması demek. “Tel Aviv’de sağcı bir hükümetin kurulması, Filistin Yönetimi'nin manevra alanının daralması anlamına gelecek ve Filistin liderlerini geçmişte ciddi şekilde yüzleşmekten kaçındıkları zor tercihlerle karşı karşıya bırakacaktır.” Salih Naami Buradan hareketle Netanyahu, Tel Aviv’deki askerî yetkililerin sunduğu ve yeni bir savaşın sebeplerini azaltmak için Gazze’deki ekonomik şartları iyileştirmeyi amaçlayan önerileri dikkate alabilir. Ancak bu öneriler yeniden imar projeleri için inşaat malzemelerinin girişine getirilen kotaların kaldırılmasını içermemektedir. Bağışçı ülkelerin yeniden imar konusundaki taahhütlerini yerine getirmemelerini dikkate alırsak on binlerce Filistinlinin evsiz kalması, Hamas ve Netanyahu’nun eğiliminin aksine yeni bir savaşa zemin hazırlayabilir. Diğer yandan Tel Aviv’de sağcı bir hükümetin kurulması, Filistin Yönetimi'nin manevra alanının daralması anlamına gelecek ve Filistin liderlerini geçmişte ciddi şekilde yüzleşmekten kaçındıkları zor tercihlerle karşı karşıya bırakacaktır. Sözgelimi Filistin Yönetimi'nin yerleşim ve Yahudileştirme projelerinin büyümesi gölgesinde İsrail’le güvenlik işbirliğini sürdürmesi zorlaşacaktır. Özellikle de Netanyahu’nun seçim kampanyası sırasında Filistin devletinin kurulmasına izin vermeyeceğini açıklaması sonrası… Ortada sorulması gereken bir dizi soru var: Filistin Yönetimi aşırı sağcı hükümetin tutum ve davranışları gölgesinde İsrail’le güvenlik işbirliğini sürdürecek mi? Filistin Yönetimi'nin uluslararası alanda hakkını arama ve Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde İsrail’e karşı dava açma planı nasıl etkilenecek? Filistin Yönetimi'nin seçimlerden ‘orta sol hükümetin’ çıkmasını istediği sır değil. Bu hükümet, Mahmud Abbas’a, İsrail’le güvenlik işbirliğini sürdürmesi ve uluslararası çevrelerde Tel Aviv’le mücadele etmekten vazgeçmesi için gerekçe sağlayacak müzakerelerin önünü açacaktı. Kısacası her özgür Arap, Siyonistlerin kendi yöneticilerin seçmek için ‘demokratik’ haklarını (Arap dünyasında yaşandığı gibi) ‘derin devletin’ ve dış güçlerin müdahalesinden korkmaksızın kullandıklarını görünce acı duyuyor. Maalesef Arap dünyası, bir Arap vatandaşın Siyonist yerleşimciyle aynı haklara sahip olması hâlinde ancak İsrail’le eşit duruma gelebilir.
Kurumsal
basında biz
Yönetim Kurulu
Misyon & Vizyon
Kardeş Kurumlar
Hasap Numaralarımız
Projelerimiz
Tamamlanan Projeler
Devam Eden Projeler
Hedeflediğimiz Projeler
Bize Ulaşın

Adres: Saray Mahfuat Paşa Cd. No:1  Kütahya merkez

Tel: 0274 212 12 12

E-posta: info@filistinder.org.tr
Sosyal Medya
Faaliyet ve duyurularımızdan haberdar olmak için e-posta listemize kayıt olunuz...
Filistin Halkı Dostları Derneği Resmi Web Sayfasıdır. filistinder.org.tr © 2015 İns Web Tasarım